15. Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Kongresi

7. Avrasya Yoğun Bakım Toplantısı


 
TOPLUM KÖKENLİ VANKOMİSİN DİRENÇLİ STREPTOCOCCUS PNEUMONIAE MENENJİTİ
SEDA GÜZELDAĞ 1 ZEHRA DURSUN BEŞTEPE 1 IŞIN GÜRPINAR 1

1- KAYSERİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ
 
Özet:

GİRİŞ: Streptococcus pneumoniae; toplum kökenli bakteriyel menenjitin en sık nedeni olup, mortalite hızı %17-30 aralığındadır. Seftirakson/sefotaksim ve vankomisin kombinasyonu ampirik tedavide ilk tercih olsa da, vankomisin toleransının giderek arttığı birçok sürveyans çalışmasında gösterilmiştir. Bu bağlamda ilk toplum kökenli vankomisin dirençli erişkin S. penumoniae menenjit olgusunu sunmayı amaçladık. OLGU: 68 yaşında, erkek, bilinen DM, HT ve KAH (+), pnömokok aşısı (-), ateş ve bilinç değişikliği şikayetleriyle Kayseri Şehir Hastanesi Acil Servisi’ne başvurmuş. Menenjit ön tanısıyla alınan BOS materyalinde; WBC:7.92 10^3/mcL (%98.7 nötrofil), mikroprotein:888.7 mg/dL, glukoz:<5 mg/dL ve gram boyamasında gr(+) diplokok tespit edilmiş. Pnömokok menenjiti tanısıyla seftriakson 2x2gr ve vankomisin 1x1gr (GFR göre) başlanan hasta anestezi yoğun bakıma devralındı. 4. günde kliniği düzelmeyen (ateş, GKS≤8 ve JTK nöbet) hastanın tedavisi meropenem 2x1gr (GFR göre) ve linezolid 2x600mg olarak değiştirildi. Kontrol olarak alınan BOS materyalinde; WBC:7.95 10^3/mcL (%75.4 nötrofil), mikroprotein:964.2 mg/dL, glukoz:45 mg/dL ve gram boyamasında mikroorganizma menfi olarak görüldü. 5. günde kardiyak arrest gelişti ve 20 dakikalık müdahale sonunda spontan dolaşım geri döndü. 7. günde, girişte alınan BOS kültür ve antibiyogram sonucu vankomisin dirençli S. pneumoniae olarak raporlandı. 12. günde MRG’de (Resim-1); beyin apsesi, leptomeningeal alanda kalınlaşma ve kontrast tutulumu izlendi. 13.günde tekrar kardiyak arrest meydana gelen hasta, eksitus oldu. SONUÇ: 1998-2012 yılları arasında Türkiye’de yapılmış kapsamlı bir retrospektif kohort çalışmada; tek başına 3. kuşak sefalosporin kullanımının bakteriyel menenjit tedavisinde yeterli olmadığı ve vankomisin eklenmesinin de sağkalıma anlamlı bir katkı sağlamadığı belirtilmiş, seçilmiş olgularda tedaviye rifampisin eklenmesinin, vankomisin yerine linezolid/daptomisin kullanımının ya da tek/kombine olarak moksifloksasin kullanımının yeni tedavi yöntemleri olarak araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Ülkemiz şartlarında; aşılamanın daha da arttırılması, hızlı kültür sonucu elde edilmesi ve belki de yeni tedavi protokollerinin klinik uygulamaya girmesi ile mortaliteyle seyreden benzer olguları azaltabileceğimiz kanısındayız.